El bombası atan bir zombi mi olurmuş, olurmuş.
Zeki zombi olmasın ama, ateşler içinde olmalarına rağmen hala öldürülemeyen zombiler, istemiyorum.
Kalk bir daha.
Rüyalardan, karabasanlardan, ateşlerden.
Bir daha kalk, kafan patlasın.
Patlatayım kafanı da geber.
Korkutma beni, kabuslarımla kahve içiyorum karşılıklı.
Bölme beş çayımı, sigaram daha bitmedi henüz.
Elimde bir silah, bir de balta, oyun olsa bu kadar korkmazdım..
Ya gerçekse rüyalar ?
Ya dediği gibi Yekta'nın fotoğrafı çekilebilirse ?
Uyandım, perdesiz camımdan dışarı baktım.
Pembe bir şemsiyenin altına sığınmış ergen bir çocuk, sevgilisinin belli ki.
Kendisi de, şemsiye de.
Ah dedim. Büyümesin.
Büyümesin de o pembe şemsiyenin ne kadar güzel oldugunu, sahiplenilmenin ne kadar sarhoş edici olduğunu anlasın.
Büyüyünce işi zor..
Bilemez dedim.
Duymadı beni tabi.
Arabam hala aynı yerde, hiç kimse çalmamış götürmemiş.
Aslında bu gördüğümüz bütün arabalar benim arabalarım kimin üzerine tapusu oldugunu bilmiediğim arabalarım.
Zombiler ölmesin, öl(e)mezler de.
O sadece bir oyun.
Jülide Arora
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder