bu bir ''düş kırıntısı''dır

Bana vereceğin son öpücükte zaman dursun,
(hadi söyle)
Tadı bırakılsın, bir tomurcuğun içine,
yılda beş mevsim gün ışığı akıtsın ciğerine,
Yudum yudum...
Sıcaklığını nüksetsin yağmurlarıma.
Islan ve işte bununla birlikte zaman dursun.
Bana bıraktığın son gözyaşınla zaman dursun,
(hadi dokun)
Yavaşlığı bırakılsın, bir okyanusun dibine,
yılda beş mevsim ay ışığı akıtsın içine,
Yudum yudum...
İştahımı keşfetsin gözyaşlarımda.
Sustur ve o anda zaman dursun.
Bu bir aşk kırılmasıdır,
kırk derecelik açıyla suya dokunan.
Parmak uçlarına emdiğin
Yudum yudum...
Bana son kez güldüğün zaman; zaman dursun.
Bu bir hayal kırıklığıdır,
Kırk darbelik acıyla suya sığınan.
Parmak uçlarında seviştiğin
Yudum yudum...
Bu bir gök gürültüsü, sağanak karanlık
(hadi soyun)
Dokun parmak uçlarıma, okşa çokluğunla
çocukluğumu ısır.
Kanat bulutlarını,
Seni son kez yaşadığım zaman.
Bu Sivas katliamı kadar sıcak,
Bu bir dersim kuşudur kanadı sana kırılan.
Islak, yoğun,
işte durduğunda zaman;
konuşmasın artık dolap kapakları, elimi sıkmasın pardüseler.
Tam bir senlik hakim kılınsın,
Yudum yudum...
Sana son kez öldüğüm zaman,
dünya dönmeye başlasın; durmadan.
Bu bir göz yanılmasıdır.
Islak, yoğun.



Müslüm Çizmeci & Jülide Arora

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder