Oyuncak Bebeğin Ada'da Fayton Gezisi

Ben hastaydım, sen uyuyordun. Çok güzeldin,
O kadar güzeldin ki; iki ağacın arasında saklanmaya çalışan,elinde kocaman çantalı bir kadın kadar ürkektin de aynı zamanda.
Çeşitli benzetmeler bezenmiş tüm benzersizliğinle elimi tutuyordun sıkıca.
Diğer elinde ise misket sandıgım küçük bezelyeler, yemek yapmaya hazırcasına..
Pıt, pıt, pıt...
Dökülürken avucundaki tüm aşlar, sen dimdik duruyordun inci dökermişçesine..
Bence daha da güzel oldun,
Dökme betonun çerçeve oldugunu ve bir televizyon olabileceğini söylerdin hep,
Ben ise içinde sadece tekerlek var derdim..
Araba tekerleği diye düzeltilirdim..
Düzülürdüm kaldırımın ağır, yaş betonlarında..
Sprey kokan aşklar, geçerdi uzaktan baktığımız tahta kaldırımlardan.
Tık, tık, tık...
Kapını çalıyorum sanardın sen hep her ayak sesinde..
Bir'i unuturdun çoğu zaman ki, kaybolup gideceğimizi kırmızı ayakkabılardan.
Oysa hiç kaybolmamıştık, sadece karanlıktı,
O kadar karanlık ki; oyuncak bebeğinin tek bir gözünün olmayışına üzülüşün kadar 5 yaşında, soğuk, karanlık..
Oyuncaklarını hayallerinde yaşatırdın sen,
Güzeldin çünkü, ama hayallerini oyuncaklarında yaşatamazdın, korkaktın, bir o kadar da ürkek.
Hayaller ve oyuncaklar, at arabaları ve faytonlar,
Ve at arabaları,
Ve faytonlar..
Küçük bir adada üryan, hafif ağlamaklı
Ben hastaydım bu adaya ve sana;
Sen hep uyuyordun..
Ve hep çok güzeldin.

& Ç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder