Sen hiç kendini boğarak intihar etmeye çalışan bir balık gördün mü, Gördüğün an onu ismimle çağır,
Hayatına hayatı ile son vermeye çalışan her kim/ne var ise ona adımı söyle. Adımı saklamana gerek
yok aşkım, adım yok benim.
Kusarken yutkundum ben aşkımı, şimdi boğazım neden acıyor, burnuma neden pis kokular geliyor
daha iyi anlıyorum.
-Çoğulsuz, hatta kimsesiz sevdim seni.-
Unutmuşum cümleler kurmayı, sanırım konuşmayı unutmuşum,
yollarda tükürdüğüm kaldırımlar bugün düşmeme izin vermediler, oysa ki; düşmekti tek isteğim,
diz kapaklarım soyulsun ellerim acısın istemiştim bugün en çok.
Marangozdan çaldığım şu tahtalarla uçurtma mı yapsam, halı dokuma tahtası mı bilemiyorum,
kararsızım sevgilim, beynimin kıvrımlarını bir tığ ile çekip selanik ördüm ellerime, eldiven niyetine
Ah, hala hatırlayamıyorum adını, adını öğrenmenin bir yolu olmalı,
sesini bırakmayacağım kıyafet dolabımdan,
ömür boyu hapsedeceğim.
Çocukluğumun korktuğu gömme dolaplarından sesler duyduğumu söylediğim an,
annemin inanmıyor bakışlarına karşı sesini konuşturacağım,
Böylece, şahidim olacaksın korkularıma.
Annemin beni koynuna alıp sıkıca sarılmasını sağlayacaksın.
Anne; sen hiç uyutmadın beni,
Şimdi sokaklarda çocuklar, arka mahalleyi linç etmeye gidiyorlar, ben aşşağı mahalle çocuğuyum
aşkım, korkağım ben.
Anne, suyun içinde gözlerimi açabiliyorum,
Anne, takla atabiliyorum,
Anne, orada mısın ?
Anne, uyku vaktin geldi.
Bugün hava güneşli, sevgilim,
ne dersin?
Balık cesetleri gecemi mahvetti, n'olur
Belki ölmemişlerdir, bir kez daha baksak ne olur ki,
parktaki bankta sohbet ediyorlardır belki,
Sadece uzaktan bakacağız, salıncak diye tutturmayacağım tamam, söz veriyorum,
sadece öldüklerine inanmıyorum,
N'olur, bir kez daha bakalım,
Son bir kez daha, görebileceğimiz mesafeden aşk'a bakalım.
Sigaramı yak sen öyle, dualarımı yuttum, özür dilerim, ben tek çocuğum, korkağım ben aşkım,
Sana sarılmak nasıl bir histir acaba;
kollarımı '' seni bu kadar seviyorum işte'' olarak açtım, sarıl bana.
Gene oradasın, ah oradasın, yuttum gene, bu sefer adını yuttum.
ne kadar salağım, içimden nasıl çıkaracağım ismini, nasıl öğreneceğim adını,
sen söyle hadi, senin adın ne ?
Merhaba-
Lahana bebekler gibi kokuyor uykun, gölgeni izlerken o kırmızı şeyden yemiştim,
sanırım midem bu yüzden çamur oldu.
Anne, lazımlığımı bulamıyorum,
Anne, ismini bulamıyorum,
Orada mısın
Anne,
Anne, ilaçlarını içtin mi?
-Erken geldin, daha ben aşık olacaktım.-
Anne, dünya geldi, bağlanabiliriz.
Mumları yak aşkım, benim canım sevgilim, gölgelerimizi öpüştürürken,
kelime oyunları oynarız, belki arada bayıldığın kahkaham çıkar ağzımdan,
yakalarsın duvardaki gölge dudaklarımdan,
Gece lambamın içine denizanaları hapsolmuş, bebeğim deniz yardım'ı çağır-
-Bize dans ediyorlar.-
Biraz daha burada kalmak istiyorum, sen git istersen ben sana yetişirim, biraz daha
bakmak istiyorum,
uzaktan, ürkütmeden bakmak istiyorum
tren raylarında güneşlenen atlara, çok hoşuma gitti.
En son sana baktığımda bana az kaldığını söyleyerek gülümseyememiştin, ve ben de içtim seni,
ta ki; bir şarap şişesinin bana bakıp gülümsemesine değin, içtim seni.
Ve şimdi o şişe gülümsemekte,
gülümsemekteyim,
ah, evet !
Ancak bir deli şişeye gülümseyebilir,
Hadi ama, sen de pazardaki teyze gibi ''deli işte'' diyerek geç sağ bacağımın yanından, ekşimsi, acımsı
bir dudak hareketi yaparak.
Ben; hani şu kesip de yolladığın saçlarının arasındaki kumları biriktirdim, bir avuç kadar oldu
ağzıma doldurdum hepsini, aşkım saçlarını iştahla yuttum.
-Geldin girdin gülüşüme.-
Sokaklarda çocuklar, çatılarda güneşlenen salçalar, balkonlarda serinleyen tarhanalar,
pencerelerde eksik olmayan menekşeler,
ben bu mahallenin çocuğuyum aşkım,
-Aşkım bile muhallebi benim.-
korkağım ben.
Anne, sana bir şey verecektim,
Rüyalarımı izletecektim anne bak, beni korkutan adamı göstereceğim,
Anne, sesimi çıkaramıyorum,
Anne, beni duyuyor musun,
Orada mısın
Anne,
-Bağıramıyorum.-
Anne, sarılalım.
Sadece, sana sarılmak istemiş olabilirim,
Jülide Arora
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder